BENİ DE EZBERİNE AL / Hüseyin Ferhad

23/10/2011

 

 

BENİ DE EZBERİNE AL

 

Arz üzre gelene
delil ne lâzımdır,
yaralarımı kime göstersem
beni Şeyh Galib sanır

Bakır bir sini gibidir
‘Dünya’ denilen kâşane,
gülümser aşk totemim
fikrine nifak düşünce

Dalkılıç çaldım kapını
farz-ı muhal bir gece,
izin verir misin son bir kez
eğnini tavaf etmeme

Çıktım fildişi kulene
yine yalvar yakar,
nen varsa mahrem ve memnu
yağmaladım sabaha kadar

Beni de hâfızana al
kelime haznene kitle,
seninle ateşe dönüşeyim
külden bir âyete

Nasıl telaffuz edilir
şer lisanında ‘firak’,
bilfiil bir aynadan
bir başka aynaya bakarak

Kendi kanıyla yazar
hattat alın yazısını,
zifir aynalara taşırmadan
okur yârinin çıplaklığını

Beni de ezberine al
kelime haznende unut,
ya kaybolayım fikrinde
fikrine dönüşeyim yahut

Bir dirhem haşhaş kâfi
çıkmak için Alamut’a,
itiraz etmem koysalar
seninle aynı hurufata

Ben Hüseyin Ferhad
iflah olmaz bir aşk budalası,
mülk-i Acem’de bile yoktur
emsalim bir çile ustası

Hüseyin Ferhad


BİR ŞAİR / Octavio Paz

23/10/2011

 

 

BİR ŞAİR


 

“Müzik ve ekmek, süt ve şarap, aşk ve uyku. Bedava. Büyük
ölümcül kucaklaşması birbirini seven iki düşmanın: Her
yara bir çeşme. Arkadaşlar, zamanın sonuna dek sürecek
sonul sohbet için silahlarını iyice bilerler. Aşıklar geçer
gecenin içinden, birbirine geçmiş biçimde, yıldızların ve
gövdelerin birliği. İnsandır insanın besini. Bilgi düş
görmekten farklı değil, ne de düş görmek yapmaktan. Şiir
ateşe atar bütün şiirleri. Sözler bitmiştir, imgeler bitmiş.
Nesne ile adı arasında uzaklık kaldırılmış; adlandırmak
yaratmaktır, düşlemek doğmak.”



“Şimdi sıkı tut çapanı, kuramlaştır, vaktinde gel. Fiyatını öde
ve al maaşını. Boş zamanda, çatlayıncaya kadar otlan: Çok büyük
gazete meraları vardır. Ya da, kır çevrendekileri kahve masasında
her gece, dilin şişer politika yapmaktan. Kes sesini ya da gürültü
çıkar: İkisi de aynı şey. Bir yerlerde zaten vermişler cezanı.
Onursuzluğa ya da darağacına götüren yol tek değil: Düşlerin
fazla berrak, güçlü bir felsefeye gereksinmen var.”




Octavio PAZ


Türkçesi:
Ali Cengizkan