BİZ EVCİL KEDİLER / Cansever Eyüboğlu

08/02/2012

 

BİZ EVCİL KEDİLER

 

…………………….. Kordon boyunda gezinen iki üzgün akrostiş:
…………………… “Sahi o ikizimi ben ilk nerde görmüştüm…”

 

Ayrı topraklarda büyüdük, ayrı dillerini heceledik tedirgin
yalnızlıkların.. ayrı hırkalara, heveslere büründü çocukluğumuz.

Akşam sefalarının tekir çizgili insan gölgesiydi kalbim benim,
karlı karanlıklarda hüzünlü bir Nisan bilgesiydi sevincin senin.

Ovalarda gezindi yıllarca seslerimiz.. Evcilliğimizin yankısı
tenimizde bir alev gibi parlıyor şimdi ve bahçelere savruluyor
rüzgârda tüylerimiz tılsımlı mırıltılarla. Yağmurlar eksildikçe
ayak izlerimiz karışıyor birbirine unutulmuş düşlerin özlemiyle…

Her çeşmeden hünerli dilimizle kana kana su içtiğimiz Haziran
nasıl da sevinçliydi, -anımsa- gagasında bir deniz kuşunun…
İnceliğin dokuz canlı bir yaşam şenliğiydi daha dün sabahleyin;
renkler silindi ansızın, caddeler-taşıtlar çoğaldı gözbebeklerimizde,
ayrılığın yakut gözlü tebessümüyle buğulandı şiirlerimiz de…

Ama bekleyin bizi sevgiyle nice evler, avlular, arka bahçelerde..
‘Ne kitapsız ne kedisiz’ yapamayız biz evcil kediler, üzülmeyin.

Cansever Eyüboğlu


İNCİNMELER / Engin Turgut

08/02/2012

 

İNCİNMELER

 

Kiminin dünyaya borcu vardır
Ama anne ve baba alacaklıdır!

Çünkü ikisi de bir yağmur
Meleği yerine geçer!

Her şiirimin içinden bir kalp geçer!
Aşktır, yalayıp yuttuğum deniz!

Hey, içime kim kaçmışsa çıkarın onu oradan!
Kanlıca kuşlu anılar bahçesidir!

Kim olduğumu biliyorum da
Ne kadar acı çektiğimi unuttum!

Minicik bir uykuydunuz, ısırdım sesinizden
Gövdeniz bir klarnet gibi ıslık çalardı!

Sesinizle yıkardım kalbimi
Çöl bana deniz gibi gelirdi!

Uykusuz bir gölgeyim, kırılgan bir turna
Yoruldum artık kendime uçmaktan!

Akşam ve hüzün aynı şey değil de nedir
Sizi bir hiç gibi bıraktılar mı hiç?

Aşkın pasını sil, bak sana şarap getirdim
Bir çiçek yetmez bak sana bahçe getirdim!

Ben ne güzel bir kaybedenlerdenim
Ah yaralı vicdan, yine kendime geciktim!

Ey ruhumun efkârlı mor fırtınası
Ben kuytunuzdaki acıkmış maviyim!

Ben bu ışığı ödünç aldım kendimden
İncinmek en incelikli mesleğim oldu!

Yeni geldiydim buğulu zamanlardan
Solgun şarkılar bahçesi oldu kalbim!

Renklerin ve hüznün koleksiyoncusuyum
Tenimi bir sıksam sanki nehir fışkıracak!

Canı sıkılan bir hayatın serseri ruhuyum
Seslerin rengi sürçerse caz olur!

Sesimin çıktığı kadar susuyorum avaz avaz
Kim güzünü kaybetmişse alsın, bende unutmuşlar.

Hayatı şiirle karıştırmışım, iflah olmam
Ağlamak için değilse ne işe yarar ki ellerimiz!

Beni öyle bir derin özleyesin ki
Deniz sahile bakarak kalakalsın!

İçinize ne kadar gül kaçmışsa sizde kalsın
Ne kadar diken kalmışsa bana batsın!

Tutunduğum dal koptu kopacak
Çünkü içimde kibir ve haset yoktur!

Maskeler de ağlar metal ve yorgun bir sızıyla
Gözyaşımdan öpecek kim kaldı ki benden başka!

Şiir ve yara aynı şey değil de nedir
Bak size biraz sarısabır getirdim!

Evet, itiraf ediyorum, bu bilinsin
Ben sadece hiçkimsenin tekiyim!

Aşk kimin alnında patladıysa bana getirin
Çok kül yuttuğumdandır dilimdeki yangın!

Şair bir omurgaysa, şiir bir iç kanama değil midir?
Rüzgârlı kelimeler ve gurbet olmuş imgeler derdimdir!

Hayatın tutkulu melekleri ki onlar çocukların kalbidir
Kıymeti bilinmezse hayatın, insan bir kıyamettir!

Aklıma masum bir şarkı saplansa da
Beni ancak siyah bir şiir öldürebilir!

Engin Turgut